


Kadınların Pantolon Giymesi Caiz mi?
Soru: Kadınların pantolon giymesi caiz midir?
Cevap: Pantolon da dahil herhangi bir kıyafet kendi başına haram sayılmaz. Bir kıyafet ancak bazı ek şartlar sebebiyle sakıncalı hâle gelebilir.(1) Bu açıdan pantolon giymek, dinin giyimle ilgili genel ölçülerine riayet edilmesi kaydıyla caizdir.
Zaman zaman “Erkeklere benzemek yasaklandığı için pantolon caiz değildir.” şeklinde bir noktaya değinilir. Bu itiraz mutlak ve doğrudan bir gerekçe sayılmaz. Çünkü kadın ve erkek pantolonlarının kesimi, kalıbı ve kullanımı çoğu yerde fiilen farklıdır. Ayrıca bir kıyafetin erkek veya kadın kıyafeti sayılması önemli ölçüde kültüre göre değişen bir konudur.
Bu kültürel farklılığı anlatan dikkat çekici bir örneği şöyle ifade edebiliriz: İç Anadolu’daki bir köyden hacca giden yaşlı bir hanım, Mekke’ye gece vardıklarında beyaz entari ve beyaz başörtüsü gibi görünen kıyafetler içinde çok sayıda kişi gördüğünü; “Mukaddes yerde bu saatte bunca kadın niçin dışarıda?” diye düşündüğünü, sonra bunların erkek olduğunu fark ettiğini anlatır. Türkiye’de kadın kıyafeti gibi algılanabilen bir giysi, Arabistan’da erkek kıyafeti olarak görülebilmektedir.
Bu çerçevede konuya dair birkaç noktaya temas edelim:
1-) Pantolon tek başına tesettürü sağlamaz. Pantolon, kalıbı gereği bacak hatlarını belirginleştirebildiği için kadın tesettürü açısından çoğu zaman yeterli değildir. Bu sebeple, en azından diz altına uzanan (tercihen daha uzun) bir üst/dış kıyafetle tamamlanması gerekir.
2-) Hareket hâlinde ölçü daha da önem kazanır. Gün içinde oturup kalkma, eğilme, merdiven çıkma, sandalyeye oturma gibi durumlar varsa üst kıyafetin boyu ve kesimi buna göre daha geniş veya uzun olarak seçilmelidir.
3-) Kısalma “alışkanlığı” riski küçümsenmemelidir. Pantolonun üzerine topuğa uzanan bir dış kıyafet yerine daha kısa dış kıyafetler giyen birçok kişide, zamanla bu kıyafetin boyunun adım adım kısaldığı görülmektedir. Özellikle büyükşehirlerde veya sahil kentlerinde bu eğilim daha belirgindir. Bu noktada başörtüsü bulunsa bile tesettürün özü zedelenebilir.
4-) Etek ve üzerine bir dış kıyafet giyilse de, mahrem bölgeyle yer arasında (iç çamaşırından) başka elbise bulunmaması mekruhtur denilebilir. Bu mesele fıkıhta harama götüren yolların kapatılması (seddu’z-zerâiʿ) prensibiyle de açıklanabilir: Aslen mübah olan bir tercih pratikte örtünmeyi zayıflatıyor ve açılma riskini belirgin biçimde artırıyorsa, ihtiyat gereği o noktada tedbir almak gerekir. Özellikle oturup-kalkma, eğilme, merdiven, rüzgâr gibi hâllerde açılma ihtimali artıyorsa, bunu hiç hesaba katmamak kerahet kapsamına girebilecek bir ihmale dönüşür.
5-) Özel bölgeyi belirgin şekilde sıkan çok dar kıyafetler, bazı kişilerde (kadın-erkek farketmeksizin) sürtünme ve basınç nedeniyle şehveti tahrik edebilir. Bu hususta özellikle bekar kimseler dikkatli olmalıdır.
6-) Ev içi mahremiyette de dikkat gerekir. Genelde kadınlar eve gelince dış örtülerini çıkarmaktadır. Eğer evde 9-17 yaş arası kardeş, yeğen, komşu gibi oğlan çocuğu varsa, ergenliğin ilk döneminde bu çocuklar hayal dünyalarını ve gece rüyalarını hiç kontrol edemediğinden; onların kalplerine kalıcı zarar verilmiş olur. Evet, pantolonun darlığı, bazı modellerde düşük bel gibi şeyler yeni ergen bir oğlan çocuğun zihnini öyle altüst edebilir ki; onu bir açıdan diri diri gömmüş gibi olursunuz. (2)
Dipnotlar
1-) Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Cehennemliklerden henüz görmediğim iki sınıf vardır... (Diğeri de) giyinmiş olduğu halde çıplak (gibi) olan, (erkekleri) kendilerine meylettiren kadınlardır..." (Müslim, Cennet, 52). Alimler, "giyinmiş ama çıplak" ifadesini; teni gösterecek kadar ince veya vücut hatlarını/hacmini belli edecek kadar dar giyinenler olarak tefsir etmişlerdir.
2-) Fıkıhta "Sedd-i Zerâi" (kötülüğe/harama giden yolun kapatılması) prensibi vardır. Fitne (şehvet/günah) ihtimalinin bulunduğu durumlarda hüküm ve tedbirler ağırlaşır. Nur Suresi 30. ayette erkeklere "gözlerini haramdan sakınmaları" emredilir. Ergenlik çağındaki bir gencin manevi sağlığını ve ailenin iffetini korumak adına ev içinde tedbirli giyinmek, fıkhi bir zorunluluktan öte "takva" ve "nesil emniyeti"nin bir gereğidir.
