6 dk.
13 Mart 2024
Oruçlunun İki Ferahlama Ânı-gorsel
Youtube Banner

Oruçlunun İki Ferahlama Ânı

Oruçlunun İki Ferahlama Ânı
 

Mümin bir insan oruç tutmaktan kaynaklanan bazı zahmetler sonucunda bedenen ve ruhen yorulabilir, bazı negatif duygulara itilebilir. Bu nedenle bazı hadislerde oruç tutmaya niyetlenen müminler teşvik edilmiş ve onların sıkıntıları azaltılmaya çalışılmıştır.

 

Bu hadislerden birinde Efendimiz (sas) şöyle buyurur: 

 

للصَّائمِ فَرْحَتَانِ يفْرحُهُما : إِذا أَفْطرَ فَرِحَ بفِطْرِهِ ، وإذَا لَقي ربَّهُ فرِح بِصوْمِهِ 

 

Oruç tutan için iki ferahlık vardır. (Oruçlu) iftar ettiği zaman ferahlar ve Rabbine kavuştuğu (lika) vakit bir daha ferahlar.”2

 

Bu noktada Efendimiz’in (sas) bu sözleriyle zihni ve duyguları açık, kalben uyanık, anlayışı tam olan birilerine hitap ettiğini özellikle belirtmeliyiz. Gerçekten de bu hadisin ilk muhatapları olan sahabe efendilerimizin zihinsel ve duygusal alıcıları bizlerden çok daha açık, onların kalpleri bizlerden çok daha uyanık ve anlayışları da tamdır. Hitap ve muhatap bu şekilde, hitap edenin makamı da yüce bir makam olduğu için hitabın süslenmesine ihtiyaç yoktur. Fakat yaşadığımız dönemde bizim anlayışlarımızın darlığı, yeterince geniş düşünemiyor oluşumuz gibi nedenlerle meseleyi biraz daha ayrıntılı açıklamak gerekebilmektedir.

 

Hemen hepimizin en az on saat süren bir oruçta, özellikle daha uzun günlerde ya da ekstra enerji harcamak zorunda kaldığımız zamanlarda, ‘’Ah, şu an su içebilseydim, yemek yiyebilseydim bu işlerin rahatlıkla üstesinden gelebilirdim.’’ diye düşündüğümüz zamanlar olmuştur. Bu kadar uzun süren açlık ve susuzluktan sonra iftar vakti rahatlamanın ne olduğunu bilir ve hissederiz. Ramazan’ın her bir gününde ayrı ayrı bu şekilde hissetmiyor olsak da en azından bazı günlerde, öğleden ve kısmen ikindiden sonra sürekli saate bakarak iftarı dört gözle beklediğimiz, belki başka işlerden istemsizce kesildiğimiz, sanki bir yerde kıtlık yaşamışız da tek derdimiz yiyecek bulmakmış gibi bir hâlde beklerken içtiğimiz o ilk yudum veya yediğimiz ilk lokmalarla ve bilhassa güzelce yiyip içip doyduktan sonra bütün bedenimizi ve ruhumuzu saran rahatlamayı, ferahlamayı hissetmişizdir. Bu ferahlama hislerini Ramazan’dan sonra da hatırlayabiliriz. İnsanın hayatında uzun süredir görmek istediği sevdikleriyle buluşup kavuşması, üzerinde çok çalıştığı bir işin istediği gibi sonuçlanması, gurbetten vatana dönüş gibi daha büyük ferahlamaları, rahatlamaları olmuştur. Bu tür rahatlama veya ferahlama anlarında daha çok ruhsal ve zihinsel ferahlamalar ön planda gibidir. Fakat eğer kişi kendisini, bedenini dinleyebilirse uzun bir susuzluktan sonra serin bir sudan içilen ilk yudum ya da uzun bir açlıktan sonra yenilen ilk lokma sanki tüm damarlarımıza, hücrelerimize erişiyormuş gibi vücudumuzu saran bir rahatlık hissi verir. Duygusal, duyusal izlenim hatıraları güçlü olan insanlar bu ferahlamayı net olarak hatırlayacaklardır. Sıcak ve uzun yaz günlerinin iftarlarında bu ferahlamayı ve rahatlamayı daha çok hissetmiş olabiliriz. Hadiste bahsedilen iki ferahlamadan birisi işte bu ferahlamadır. 

 

Hadisin devamında; “Bir de siz oradan kıyas edin ki Allah Teala ile mülaki olduğunuz, karşılaştığınız vakit orucunuz sayesinde nasıl bir ferahlama yaşayacaksınız.” buyrulur. Bu ifadeleri de açmamız faydalı olacaktır. 

 

Kıyamet gününde veya haşirde hesaba çekilecek olmanın endişesi, ıstırabı ve korkusu hepimizin üzerinde baskın bir şekilde var olacaktır. Kur’an’da ve hadislerde o günün ağırlığı hakkında çeşitli tasvirlerde bulunulur. Bir ayette ne yakın akrabalar ne de çocukların kıyamet günü bir fayda sağlamayacağı,3 insanların kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından köşe bucak kaçacağı, o gün herkesin kendi derdine düşeceği, herkesin işinin-derdinin başından aşkın olacağı,4 gözlerin dehşetten donup kalacağı5, herkesin başka hiçbir şeyi gözü görmeyecek kadar kendisiyle meşgul olacağı6 bir gündür. Diğer taraftan “Rabbimiz Allah’tır.” deyip sonra da dürüst hareket edenlerin korku ve endişeye kapılmayacakları, onların kendilerini üzecek bir durumla da karşılaşmayacakları,7 yine Allah Teala’dan gelen hidayete tabi olanlar için de bir korku ve hüzün olmayacağı8 farklı ayetlerde bildirilmiştir.

 

Bununla birlikte Allah Teala’nın huzurunda, o ilahi makamda olmanın getirdiği bir haşyet hissi de var olacaktır. Bu hisse dünyevi ölçeklere göre az çok ilkokulda müdürün karşısında, bir valinin, kaymakamın, cumhurbaşkanının, haşmetli bir mahkemenin ve savcının önünde olma ya da hayalen Kanuni Sultan Süleyman’ın makamında olma gibi durumlardan aşina olabiliriz. Ancak tabii ki Allah Teala’nın huzurunda olma çok daha başka, çok daha yoğun hisleri beraberinde getirecektir. 

 

Evet, Allah Teala Rahman’dır, Rahim’dir, Afüvv’dür, Gafurdur, bize şefkati çoktur. Fakat bizim Allah Teala ile mülaki olacağımız zaman haşir ve yargılanma zamanıdır. İşte oruçlu insan o gün, Allah Teala ile mülaki olunduğu, karşı karşıya gelindiği vakit, o yeni iftar etmiş insanın rahatlığına sahip olacak, adeta sekine hisleriyle dolu olacaktır.

 

Zikredilen hadiste “Orucu ile – Orucu sayesinde” dendiği için, öncelikle farz ve nafile oruç tutan insanlara, Allah Teala ile mülaki olduğu zaman, iftar etme anındaki ferahlığa benzer bir ferahlığın verileceği garanti edilmiştir. Bu çerçevede nasıl ki biz işler sıkıştırdığı, yorduğu veya sıkıcı geldiği zaman işin bitmesine ve neticesine bakarak bir ferahlık, bir sabır buluruz; aynı şekilde Ramazan için de orucun zorluğu içindeyken ve iftar saatlerini sayarken bu hadiste belirtilen büyük ve güzel neticelere bakarak bir ferahlık ve sabır bulabiliriz. 

 

Oruçlu kimse benim için yemesini, içmesini, cinsel arzusunu terk eder. Oruç, doğrudan benim uğruma yapılan bir ibadettir. Onun ecrini de doğrudan doğruya ben veririm. Halbuki diğer güzel amellerin karşılığı on mislidir.”(9) kudsi hadisinde orucun insan fıtratına, alışkanlıklarına, mekanikliklerine tam ters ve bir şey yapmadan gerçekleştirilen amel olmasından dolayı Allah Teala “Oruç benim içindir” buyuruyordu. Fakat bu akış içerisinde bulunan zorluğa karşı bu hadiste Efendimiz tarafından ekstra iltifatlar, daha hoş bulacağımız hususların aktarıldığını görüyoruz. Oruca bu şekilde bakıp değerlendirdiğimiz zaman oruca karşı sabrımız, şevkimiz ve ferahlamamız artacaktır.

 

Allah Teala’dan Ramazan ayından hakkıyla istifade eden kullarından olmamızı nasip etmesini diler ve dileniriz.
 


 

1 ) Buhari, Savm, 4

2 ) Buhari, Savm, 9; Müslim, Sıyam, 163

3 ) Mümtehine, 3

4 ) Abese, 34-37

5 ) İbrahim, 42

6 ) Buhari, Enbiya, 8

7 ) Ahkaf, 13

8 ) Bakara, 38
9 ) Buhari, Savm, 4