


Zarar Veren Babaya Karşı Sınırımız Ne Olmalı?
Soru: Annem ve babam ben çok küçükken ayrılmış, üvey babamla büyüdüm. Hep öz babamı görmeyi, onu bulmayı hayal ettim. Üniversiteye giderken bir günlüğüne yanıma geldi ama çok duygusuz ve donuktu. Yine de bir şans vereyim dedim ve telefonlaştık, bana hediyeler, harçlık gönderdi. "Yılların bedelini bu şekilde ödesin madem." diye düşündüm.
Ondan tek bir şey istedim: "Görüştüğümüzü kimseye söyleme." Ama söyledi ve bunu duyan anne tarafım bana düşman oldu, beni bir kalemde sildiler. Öz babam ise sadece kendini akrabalara ispat etme derdindeydi. Bu olaydan sonra onunla görüşmeyi bıraktım.
10 yıl sonra yine numaramı bulup mesaj attı. Ona, "Seni uyarmıştım, kimseye söyleme demiştim." dediğimde bana "Müslüman tarafın ağır basar sanıyordum." dedi. Ayrıca annemden ayrılma sebebi olarak da annemin onu manipüle ettiğini, ailesini bir türlü sevemediğini anlattı. Bu durumda ne yapmalıyım?
Cevap: Bu yaşadıklarınızın duygusal olarak çok ciddi bir yük olduğu muhakkak. Öncelikle içinizi ferahlatacak şu temel prensibi belirtmek gerekir: Dininiz sizden anne ve babaya ihsanda bulunmanızı ister ama kendinize zarar vermenizi istemez.
İslami açıdan anne ve babaya "ihsan" ile muamele etmek esastır. Ancak ihsan kavramı, kendi ruh sağlığınızı feda etmek veya suistimale göz yummak anlamına gelmez. İhsanda bulunmak; gücünüz ve imkanınız ölçüsünde ihtiyaçlarını karşılamak, dua etmek, hâl-hatır sormak ve güzel söz söylemek olarak yapılabilir. Buna karşın gerektiğinde ve size zarar veren durumlarda "saygılı bir mesafe" koyabilmek yasaklanmamıştır. Zira babanız sizin verdiğiniz sırrı başkalarına ifşa etmiş ve sizi zor duruma düşürmüştür.
Manipülasyon ve Duygusal Şantaja Dikkat
İslam tarihinde bu konuya ışık tutan çok çarpıcı bir örnek vardır: Sahabe efendilerimizden Hz. Ayyaş b. Ebi Rebia Medine'ye hicret ettiğinde, müşrik olan kardeşleri (Ebu Cehil ve Haris) onun peşinden gitmişti. Onu geri döndürebilmek için en hassas yerinden vurdular ve şöyle dediler: "Annen senin hasretinden yemeden içmeden kesildi, sen dönene kadar saçını taramayacağına ve gölgede oturmayacağına yemin etti."
Her ne kadar yanındaki Hz. Ömer bunun bir tuzak olduğunu fark edip kendisini uyarsa da; Hz. Ayyaş annesine olan merhametinden dolayı bu sözlere inandı, tuzağa düştü ve geri döndü. Ancak Hz. Ömer(ra) haklıydı ve bu bir duygu sömürüsüydü, Mekke'ye varır varmaz hapsedildi ve yıllarca eziyet gördü.
Bu olay bize gösterir ki en yakın aile ilişkilerinde bile manipülasyon olabilir ve buna karşı uyanık olmak, temkinli davranmak İslam'a aykırı değildir. Babanızın "Müslüman tarafın ağır basar sanıyordum." sözü, benzer bir duygu sömürüsü taktiğiyse bu tarz bir manipülasyona karşı uyanık olmak gerekir. Bu hadisede kişilerin inanç durumundan bağımsız olarak, kullanılan duygu sömürüsü yönteminin evlatların hayatını negatif etkilemeleri potansiyelini anlatmaya çalıştık...
Nasıl Bir Yol İzlemelisiniz?
1. Sınırlarınızı Korumak Meşrudur: Babanızın tekrar tekrar güveninizi kırması ve koyduğunuz sınırlara (gizlilik isteği gibi) saygı göstermemesi, sağlıklı bir ilişkiyi zorlaştırıyorsa mesafe koymak sizin hakkınızdır. Buna karşın Cenab-ı Hakk'ın ihsan emrini akılda tutmak ve yapılan şey özel bir manipülasyon değil anlık bir zaaftan kaynaklanan hataysa tekrar şans da verilebilir. Siz kendi şartlarınızı daha iyi bilmektesiniz ve bu noktada en uygun kararı siz verebilirsiniz. Tüm bunlara karşın yılda hiç değilse birkaç kez, mesela bayram gibi vakitlerde, arayıp hâl-hatır sormak gereklidir.
2. İhsan Sadece Görüşmek Değildir: Ona karşı öfke duymadan uzaktan dua edebilir, (gerçekten) bir ihtiyacı olursa yardım edebilirsiniz. Ancak sizi sürekli hayal kırıklığına uğratan ve hayatınıza negatif etkileri baskın bir diyaloğun içinde yoğun bir şekilde kalmak zorunda değilsiniz.
3. Profesyonel Destek Alın: Çocukluktan gelen "baba özlemi" ve yaşanan hayal kırıklığı ağır bir yüktür. Bu yaraları sarmak için bir terapistten destek almanızı tavsiye edebiliriz.
Sonuç olarak ana-babaya ihsanda bulunmak ve dua etmek Müslüman olmamızın bir gereğidir. Onların en kötü senaryoda dahi dünyaya gelmemize vesile olmaları hasebiyle üzerimizde bir hakları olduğundan bahsedebiliriz. Ancak size zarar veren bir ilişkiyi yoğun bir şekilde sürdürmek dini bir zorunluluk değildir. Allah sizin kalbinizi ve niyetinizi en iyi bilendir.
Bu konu hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz, Kurantime internet sitemizde daha önce yayımlamış olduğumuz "Ana-Baba hakkı mutlak mıdır?" başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.
